31 Aralık 2013 Salı

MUHARREM KURABİYESİ


DİLEK ABLAM VE PEKMEZLİ KURABİYE :))

KURABİYE, PEKMEZ


Onu anlatmaya nerden başlayacağımı bilemedim bir türlü. Yazıyorum yazıyorum, siliyorum. Gözümde ve yüreğimde öyle bir yere koymuşum ki hangi kelime ile nasıl bir cümle kurarsam kurayım yeterli gelmiyor. Bu nedenle bilgisayar elimde sürekli yazıyorum, olmadı deyip siliyor ve tekrar yazıp, tekrar beğenmeyip siliyorum... Ama bu kez silmeyip, içimden geçenleri abartısız yazıyorum.

Ablamdır o benim, Dalton Kardeşlerin uzunudur ;), Gül'ün yol arkadaşıdır, akıl hocasıdır, örnek aldığım meslektaşımdır, oğlunun hasretini çeken, kızını dilinden düşürmeyen bir annedir, eştir, babasını çok seven minik bir kız çocuğudur, öğrencilerini çok seven bir öğretmendir. Her daim fikrine çok önem veririm. Bugün şöyle bir davet var ne giyineyim, ne alayımdan tutun da ağladığım her anda sessiz sessiz elimi tutup beni dinleyendir. Sevincimi paylaşan, yanlışımda kelimeleri tane tane seçip kırmadan beni uyarandır. 

Çok çok severim ben ablamı. ''Gülüm'' diye başlayan cümleler kurar. Cümlenin devamı önemli değil, yağlarımı eritir resmen. Bilirim ki bir kızı da benim. Hep iyiliğimi istediğini hissederim.  Çok, çok, çok şey öğrendim ondan. Hayatıma soktuğu için Allah'a  teşekkür sebeplerimden biridir, Dilek ablam :)) 
Bir kaç gün önce yukarıda gördüğünüz mesaj geldi bana Dilek Ablamdan ;)) nasıl sevindiğimi anlatamam.Beni düşünmesi, tarifin fotoğrafını çekip yollaması, bana öyle büyük bir hediyeydi ki; anlatamam. Tarifi okur okumaz markete koşup kuru incir aldık. Ama iş yapmaya gelince bir türlü cesaret edemedim. Hamurun içinde şeker yok. Şekersiz bir hamurun tatlı açığını pekmez ve incir kapatır mı bilemedim. O nedenle yarım ölçü yapmaya karar verip, kolları sıvadım. Bloger olunca çok ince çalışmanız gerekiyor, şöyle olsa nasıl olur, böyle olursa nasıl olur deyip, kafamdakilerin hepsini bir kaç aşama da, tek tek denedim. Yumuşak dokulu seviyorum ben bu tarz kurabiyeleri. Bu nedenle un ölçüsünü az tuttum. Görüntü bu şekilde miydi bilmiyorum ama ben biraz kendimce yorumlayıp üzerine de ceviz kırıntıları serptim. Dedim ya bir kaç şekilde yaptım diye, bir tanesini fırında çok tuttuğum için incirleri çok kurumuştu. Kızardıktan sonra fırından hemen almanızı tavsiye ederim.

KURABİYE, PEKMEZ

MALZEMELER:
  • 250 gr tereyağ
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 2 yumurta ( 1 tanesinin beyazını ayırın)
  • 1 paket kabartma tozu
  • Aldığı kadar un
İçi için;
  • 1 su bardağı ceviz
  • 1 su bardağı kuru incir
Üzeri için,

  •  Yaklaşık iki çay bardağı kadar iri çekilmiş ceviz
  •   Pekmez

YAPILIŞI:

  1. Yoğurma kabına oda ısısında yumuşamış olan tereyağı, sıvıyağı yumurtayı ve kabartma tozunu alıp iyice yoğurun. Homojen bir karışım olması gerekiyor.( 1 adet yumurtanın beyazını ayırın)
  2. Homojen bir karışım olunca azar azar un ilavesi yaparak yoğurun. Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edeceksiniz.
  3. Cevizi irice doğrayın. Incirleri yumuşamaları içinsıcak suda 10 dakika kadar bekletip, çıkartın. Minik minik ve küp küp doğrayın. Cevizle karıştırın.
  4. Hamurdan cevizden biraz büyükçe parçalar koparıp elinizde poğaça yapar gibi açın. Ortasına cevizli incirli harçtan koyup, hamuru kapatarak yuvarlayın. Tüm hamuru bu şekilde tamamlayın.
  5. Her bir kurabiye hamurunu önce yumurta beyazına sonra da ceviz kırıntılarına bulayın.
  6. Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizip, 180-190 derecede pişirin.
  7. Fırından çıkınca tepesideki kurabiyeleri aralıksız yan yana dizin(bu işlemi pişirdiğiniz fırın tepsisinde yağlı kağıdımızın üzerinde yapıyoruz)hiç beklemeden sıcak olan kurabiyelerin her birinin üzerine 1-1,5 yemek kaşığı kadar pekmez dökün.( pekmez hemen kurabiyeler tarafından çekilecektir.)
  8. Soğuyana kadar kurabiyelerin pekmezi çekmesini bekleyin. Kurabiyeler soğuyunca servis yapabilirsiniz.
KURABİYE, PEKMEZ
NOTLARIM ;))
* Sıcak sıcak yemeye kalkmayın. Pekmez inanılmaz yakıcı bir şeymiş bu tarifle anladım. Aman dikkat, siz benim gibi sabırsızlık yapmayın.
* Baştan belirteyim kıyır kıyır bir kurabiye değil, yumuşak haberiniz olsun :))
* Fırında normal kurabiye pişirme ayarınızda pişirin. Iyice kızarmasını beklerken incirler çok sertleşiyor.İŞİ RİSKE ETMEK İSTEMEZSENİZ İNCİR VE CEVİZ KOYMADAN BOŞ DA YAPABİLİRSİNİZ. Bence boş sadece pekmezli de harika bir lezzet :))
* Ben yarım ölçü kullandım;
 yani,
# 125 gr tereyağ
# 1 yumurta ( sarısı içine, beyazı dışına)
# 1/2 çay bardağı sıvıyağ
# 2,5 su bardağı un
# 1/2paket kabartma tozu
# 1/2 su bardağı ceviz
# 1/2 su bardağı incir
* Yarım ölçüden 14-15 adet çıkıyor :))









30 Aralık 2013 Pazartesi

TAVUKLU MİSKET KÖFTE

KÖFTEYİ TAVUKLA YAPTIM, İYİ Kİ DE YAPTIM :))
KÖFTE, MİSKET KÖFTE, TAVUKLU KÖFTE
Bildiğiniz misket köftenin tavuklusu. Evet evet tavuklusu. Sık yaparım tavuk köftesini ama misket köfte olarak yapmamıştım. Çok hoşuma da gitti. Yanında şehriyeli bulgur pilavı ve kereviz salatasıyla...

Normalde tavuk köftesi yavan olur ama bu yavan olmadı çünkü yağda kızarma işlemi var. En çok da bu tarafı hoşuma gitti.

 MALZEMELER
  • 50 gram yağsız kıyma
  • 1 adet orta boy soğan
  • 3-4 diş sarımsak
  • Tuz
  • Karabiber,kırmızıbiber
  •  2-3 çay kaşığı kimyon ( tepeleme) (ben kimyonu çok sevdiğim için 3 çay kaşığı dolusu koyuyorum, siz damak tadınıza göre ayarlayın)
  •  Kızartmak için; 2-3 yemek kaşığı sıvıyağ
SOSU;
-  2 adet domates (büyük boy)
- 1 çay kaşığı toz şeker
- tuz 
- 1 yemek kaşığı sıvıyağ
Üzeri için ; maydanoz


TAVUK, KÖFTE, MİSKET KÖFTE

YAPILIŞI:
  1. Tavuk göğsünü robotta iyice çekerek kıyma kıvamına getirin.
  2. Kıyma kıvamına gelen tavuk göğsünü geniş bir kaba alın.
  3. Karıştırma kabının içerisine soğanı ve sarımsağı rendeleyin. Baharatları atın ve iyice yoğurun.
  4. Yoğurduğunuz köftelerden çay kaşığını dolduracak kadar parçalar alıp elinizle yuvarlayın. Yuvarlama işlemi esnasında elinizi su ile ıslatırsanız daha rahat yuvarlarsınız.
  5. 3 kaşık sıvıyağı teflon tavaya koyun. Yağı kızdırın ve içine köfteleri atın. Tavanın ağzını kapatarak, arada tavayı sallayarak köfteleri pişirin.
  6. Domatesin kabuklarını soyun ve domatesi rendeleyin. Sos tavasına rendelediğiniz domatesi alın. Köfteleri kızarttığınız yağdan 1 yemek kaşığı yağı domatesin içine koyun.Şeker ve tuzu dailave edip pişirin.(eğer domatesiniz yazdan kalma domates değil ise 1/2 tatlı kaşığı kadar domates salçası ilave edin). Domates rengini verip tamamen diriliğini kaybedince sosu ocaktan alıp, köftelerle buluşturup, servis edin. 

NOTLARIM :))
* Ben yanında şehriyeli bulgur pilavı ve kereviz salatası yaptım.

29 Aralık 2013 Pazar

HAVUÇLU TATLI :))

BASİT, PRATİK HATTA HAVUÇ SEVERLERE GÖRE LEZZETLİ DE :)

HAVUÇ, TATLI

Amerika'da ailelerimiz olmayınca, ailemiz yerine koyduğumuz bir kaç Türk dostumuz var. Hep şükür etme sebebim olacaklar sanırım. Meral Abla ve Ömer Abi bizim için o ailelerden biri. Bugün akşam çayına geldiler bize. Dün tamamen doğaçlama, evde ne varsa koyarak yaptığım tatlım vardı. Dün biz bayıla bayıla yemiştik. Bugün de  çayın yanındaki ikramlarımdan biri bu tatlıydı. Meral Abla tatlıdan bir çatal aldı ve yüzünün şeklini görmeniz lazımdı. Tatlımdan başka yiyemedi. Bizim o kadar büyük iştahla yediğimiz, çok beğendiğimiz tatlıyı sevmemişti. Aman Allah'ım!!!!! Bu benim için yıkım oldu resmen. Oysa kesinlikle bizce çok güzel olan bu tatlı neden Meral Abla'nın hoşuna gitmemişti???? O zaman bir kez daha düşündüm bu tatlıyı bloga koyup koymama konusunu. Acaba kötü müydü gerçekten, biz mi anlamadık derken; insanların damak tadı arasında öyle büyük farkların olduğu, benim sevdiğimi herkesin sevmek ya da beğenmek zorunda olmadığını düşündüm ve sizlerle tatlımı  paylaşmaya karar verdim. Zaten Meral Abla da aynı açıklamayı yaptı sonradan :)) Eğer sizde havuçlu ve kremalı lezzetleri seviyorsanız tarif denemeniz için burada :))
HAVUÇ, TATLI
MALZEMELER:
  • 1/2 kg havuç
  • 1 paket sade petibör bisküvi
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 2 çay kaşığı Tarçın
  • 1,5 su bardağı iri dövülmüş ceviz
  •  1 poşet toz şanti 
  • Ve şantiyi çırpmak için; 1 su bardağı soğuk süt
  • Hindistan cevizi
YAPILIŞI:
  1.  Havuçları rendenin iri bölümüyle rendeleyin ve teflon tavaya alın. Üzerine 1 su bardağı toz şekeri ilave edip suyunu çekene kadar pişirin.
  2. Bisküviyi ezin, pişen ve sıcak olan havuç karışımına ilave edip kaşık yardımıyla karıştırın. 
  3. Havuçlu karışım soğuyunca içerisine iri dövülmüş cevizi ve tarçını ilave edip karıştırın.
  4. Kare küçük boy borçamın tabanına bolca Hindistan cevizi serpin. Üzerine havuçlu karışımı yayın.
  5. Soğuk süt ile toz şantiyi çırpın ve tatlının üzerine yayın. Şantinin iyice kıvam alması için 2-3 saat dolapta bekletin.

NOTLARIM ;)
* Eğer bekleme durumunuz yoksa tatlıya başlamadan önce şantiyi çırpın ve hemen dolaba kaldırın. Siz tatlıyı hazırlarken o sürme kıvamına gelir.
* Cevizleri ben robotta çekmiyorum. Doğrama tahtamda bıçakla küçültüyorum. Dişe gelmesi daha çok hoşuma gidiyor.
* Dilerseniz ceviz miktarını artıra bilirsiniz. Aynı zamanda tarçın miktarı da damak tadınıza kalmış.
* Bu TÜR TATLILARIN YUMUŞAK KIVAMLI OLMASI MALBULDÜR!!!!!!! BU NEDENLE YAPARKEN BİSKÜVİ ORANINI SİZ DAMAK TADINIZA GÖRE DAHA YUMUŞAK DOKULU YAPABİLİRSİNİZ :)

28 Aralık 2013 Cumartesi

TAHİNLİ ÇÖREK

ÇÖREK
CANIM ÇEKERSE YASAK DELİNİR :))

Evliliğimin ilk yılları, eşimin iş yerinin çok yakınında bir fırın var. Eşim Haftasonu nöbetten çıkınca kahvaltıya gelirken evimize çıtır çıtır tazecik ekmekler ve  fırında hoşuna giden bir şey varsa onu alıp getirirdi. Bir gün tahinli çörekle geldi ama ne çörek ;))) kahvaltıdaki kızartmayı, yumurtayı, balı unutturan, utanmasak hepsini bir çırpıda bitirebileceğimiz bir lezzet. Tüm kahvaltılıkları bıraktık çayla bu tahinli çöreği yedik kahvaltıda. Daha önce bir kaç yerde yemiştik ama aldıklarımız istediğimiz tatta değildi. Bu tam damak tadımıza göre olunca vazgeçilmezimiz oldu.

Tüm aile hatta sülale müptelası oldu tahinli çöreğin. Bir gün Özi volkinin ve eşimin nöbetçi olduğu gün bizde kaldı, eşim nöbet çıkışı ertesi gün kahvaltıya eve geldi, gelirken de elinde koca bir paket tahinli çörek ;) Özi önce ses etmedi, kahvaltıya başlayınca bizim ısrarlarımıza dayanamayıp bir iki lokma tahinli çörekten aldı, ''bence artık yemeyin, böyle devam ederseniz ikiniz de çok kilo alacaksınız, bilmem farkında mısınız ama bu tam bir kalori bombası!!!!'' deyince kafamıza dank diye bir tokmak vurdu ve elimizdeki tahinli çörek dilimlerini nereye saklayacağımızı bilemedik. Özimin tersi azıcık kötüdür de :)) O gün bu gündür evimize almadık tahinli çöreği. Hatta en son babam Ramazan Ayında, sahurda yesin diye anneme almıştı da, anneme çok kızmıştım ''kilo alıyorsunuz bir daha babam almasın, yeme bunu'' diye ;). Şimdi Özinin bir cümlesiyle bu kadar zaman dikkat ettin, yemedin, yedirmedin madem; şimdi niye yaptın bunu diye soracaksınız?!. Geçen Arap Bakkala gittik, alış veriş yapmaya. Tahini görünce aklıma geldi, azıcık canım da çekti, hadi ben bunu yapayım deyip , eşimin de evde olmasını fırsat bilip kahvaltıya yetiştirdim.

Aşağıda gördüğünüz ölçülerin yarısını kullandım ve porsiyonluk yaptım yine. Eğer tahinli çöreği seviyorsanız şiddetle tavsiye ederim. Çok pratik ve dışarıdan satın aldıklarınızdan bile daha daha daha güzel. Üstelik hamuru kalın açtım, ince açtım derdi de yok, çünkü elinizde yuvarladıkça zaten inceliyor. Yarım ölçüden 10 adet çıktı. İsterseniz aynı miktarda; ama daha büyük ölçülerde yapabilirsiniz. Benim favorimin her zaman porsiyonluk olan lezzetler olduğunu belirteyim.

ÇÖREK


MALZEMELER :
  • 4.5 su bardağı un
  • 1-1,5 paket instant maya
  • 1/2 çay bardağı sıvıyağ
  • 75 gram oda ısısında margarin
  • 3 çay bardağı ılık süt
  • 2 tatlı kaşığı toz şeker
Üzeri için;
  • 2 adet yumurtanın sarısı
  • Susam
Arası için; 
  • 3 çay bardağı tahin, 
  • 3 çay bardağı toz şeker


ÇÖREK

YAPILIŞI:



  1. Sütü ılıtın ve yoğurma kabına alın. Üzerine sıvıyağı, toz şekeri ve mayayı koyun. Karıştırarak homojen bir karışım elde edin.
  2. Unu ilave edin. Unun hepsini koymadan kontrollü bir şekilde azar azar koyarak en az 5-10 dakika kadar yoğurun.
  3. Hamur yoğurma kabınızın ağzını streç film ile kapatıp, 1 saat kadar ılık bir ortamda mayalanmaya bırakın.( hamurun miktarının iki katına çıkması gerekiyor.)
  4. Tahin ve  toz şekeri bir kaba alıp mikser ile bir iki dakika kadar çırpın.
  5. Hamurunuz mayalanınca, tezgahınızı unlayın ve  hamuru tekrar tezgahta yoğurun. 
  6. Hamurunuzdan eşit bezeler alarak 18-20 adet parça elde edin.(Yukarıdaki ölçünün yarısını kullanırsanız 10 adet beze elde edin.)
  7. Her bir parçayı pasta tabağı ile tatlı tabağı arasındaki büyüklükte  açın.
  8. Hazırlandığınız tahinli karışımdan arzu ettiğiniz miktarda hamura yayın. Rulo yapın ve kenara alın. Diğer hamurlara da aynı işlemi yaparken rulo yaptıklarınızın üzerini örtün ki hamur kurumasın.
  9. Tüm bezelerin rulo yapımı bitince yarım saat kadar hamurların üstü örtülü olarak hafif mayalanmasını bekleyin.
  10. Rulo hamurlarınızın her birini hafif unlanmış tezgahta uzatabildiğiniz kadar uzatın.
  11. Uzattığınız hamurun bir ucunu sabit tutup, hamuru kendi etrafında döndürün ve çörek şekli verin.Gevşek sarmaya dikkat edin. Sıkı sararsanız yukarı doğru kabarma olur.Gevşek sardığınızda hanor kenara doğru genişler. (Dilerseniz ikinci parçayı birincinin etrafında dolayabilirsiniz)( birincinin etrafına ikinciyi dolarsanız 18-20 adet bezeden 9-10 adet çıkar)
  12. Üzerine yumurta sarısı ve bolca susam serpin.
  13. 180-200 derece fırında pişirin.
ÇÖREK

ÇÖREK

ÇÖREK

ÇÖREK

                             
NOTLARIM ;)
* Ben ölçü olarak yukarıda verdiğim hamur ölçüsünün yarısını kullandım. Tahini harç miktarını aynı tuttum. Çünkü bol tahinli tercihim. 
* her bir hamurun içine1 yemek kaşığı kadar tahinli harç koydum. Eğer yukarıdaki ölçüden yapacaksanız tahinli harcı bu ölçülerden yapın, bittikten sonra yine bire bir tahin ve şeker karışımı hazırlarsınız. Çünkü yapını çok kısa sürüyor.
* birinci rulonun etrafına ikinci ruloyu dolayarak yaparsanız aynı dışarIdan satın aldıklarınız gibi oluyor. Tercih sizin.
* Hamurunuz yırtılsa dahi endişelenmeyin. Rulo yapınca kapanıyor.

















27 Aralık 2013 Cuma

NARLI TATLI ;)


GEL DE YEME :(
NAR SUYUYLA YAPILAN TATLI, SÜTLÜ TATLI
İki koca dilimi yeyip, sonra da bir dilim daha yesem mi diye insanın kendiyle mücadele ettiği bir tatlı bu. Ama napayıııııımmmmm çok çok hoşumuza gitti. Bir an koca tepsiyi bitireceğiz diye korktuk. Eşim üç dilimi gözünün yaşına bakmadan bitirdi.

Uydurdum bu tatlıyı. Nasıl oldu bilemedim ama suçlu benim bey ;) dün ''tatlı yok mu'' dedi, ''yok'' dedim (Çünkü meyveli yoğurt yiyerek tatlı ihtiyacımızı karşılama kararı almıştık)!!!!  ''İnsan bir puding bari yapardı, altına da bisküviyi döşerdin, şimdi bir güzel yerdik'' dedi. Bak bak bak!!!! Laflara bak. Benim mutfağa girmez, bir şey bilmez dediğim beyim, neler biliyormuş. Güler misin, ağlar mısın??? Şoklar geçirdim tam anlamıyla. Sormazlar mı adama; sen nereden biliyorsun bunları diye.... Şoklar geçiren ben,  ne cevap vereceğimi şaşırdım. Sustum kaldım. Benim bey bunca yıl kandırmış mıydı yoksa beni, mutfaktan su bile alamaz diye biliyordum oysa ben???

Sabah kalkar kalmaz eşimi işe uğurlayıp; dün istediği, tarif ettiği pudingli bisküvili tatlısını yapmaya başladım. Bisküvileri ve pudingi dolaptan çıkardım. Tencereyi elime aldım. Fakat günlerdir gözüme beni ye diye bakan narımı gördüm ve çürümeye yüz tutan, buruşan bu narı değerlendireyim istedim. Ama nasıl???? Pudingi nar suyuyla yapmaya karar verdim. Süt yerine 1 bardak nar suyu koyup, süt miktarını 1 bardak azalttım. Pudingi pişirdim. Bütün ev misler  gibi koktu. Ama nasıl bir koku. Renk deseniz muhteşem kelimesi az kaldı. Tadı da hafif mayhoşumsu, insanı kesmeyen türden, tam bizlik yani. Ayyy harika harikaaaaa... Anlatılmaz tadılır. Muhteşem bir renk ve tat çıkınca gönlüm razı olmadı, basit bir tatlı olmasına . Bir kaç minik ekleme de yaparak son halini aldı tatlım.

Eğer meyveli tatlılardan hoşlanıyorsanız, şiddetle tavsiye ederim.

MEYVELİ TATLI, SÜTLÜ TATLI, NARLI PASTA

26 Aralık 2013 Perşembe

MANTAR ÇORBASI

KREMASIZINDAN ;)


Çorbalar

Bu çorba üniversite yıllarımın vazgeçilmezidir :) en yakın arkadaşımla birlikte yemekhaneye giderdik, o gün yemekte mantar çorbası varsa değmeyin keyfimize ;) bu çorbayı her tadışımda o günler gelir aklıma. Buz gibi Ankara kışı. Öğlen saatinde zil çalan midelerimiz, havalarda uçuşan kahkahalar, hoş sohbetler, atışmalar, aşçı bana az koydu, çok koydu muhabbetleri... Okulumdan mezun olurken hiç özlemeyeceğim demiştim, hiç sevmedim ki zaten demiştim. Yıllar geçtikçe özlediğimi anladım. Bir çorba kokusu neler yapabiliyor, neleri hatırlatıyor, hayret... Sadece o günleri hatırlamak için mi mantar çorbası yapıyorum, yoksa mantar çorbası yaptıkça mı o günleri hatırlıyorum, bilmiyorum. Özlemem deyip de özlediğim okulum, arkadaşlarım var benim. Geçmişte güzeldi dediğim öğrencilik yıllarına ait biriktirdiğim güzel anılarım da tabiki :)

Mantar çorbası bu kış günlerinde çok sık pişiyor bizim evimizde. Nefis tadıyla içimi, anılarımı anımsatmasıyla ruhumu, eşim tarafından övgü almasıyla kalbimi ısıtıyor.

25 Aralık 2013 Çarşamba

SÜHEYLA ABLANIN BİZE VEDA YEMEĞİ :(


GURBET ÖNCESİ, ANILARDA KALANLAR :(


ÇİĞ KÖFTE PARTİSİ -2 ;))


Bir geç kalmış masa fotoğrafı daha :( Dört ay süresince ha bugün, ha yarın derken ne yazık ki bu zamana gelmişiz. Fotoğraf kalitesinin düşük olması sebebiyle yayınlayıp yayınlamama konusunda soru işaretleri olsa da kafamda bunların her birisi birer anı olunca sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü bu anıları, yaşanmışlıkları blogumda paylaşmak büyük bir keyif benim için. 

Fotoğraflara tek tek bakarken aklıma gelen ilk şey, paramparça bir yürek ve gülücüklerle sakladığım içime akan gözyaşlarım. İlk kez ailemden, sevdiklerimden bu kadar uzağa gelme hüznü ve acısı var bu fotoğraflarda. Bir çok şeyi ilk kez yaşadım bu yıl. Hem sevindim, hem üzüldüm; hem ağladım, hem ayrıldım. Eşimin eli elimde olmasa çok zor olurdu bu ayrılık; ama şükürler olsun, o yanımda.

Malumunuz yaklaşık dört ay önce Amerika'ya geldik. Alışkınız gurbet yaşamlara. Eşimin Ailesinin yarısı farklı farklı ülkelerde. Her yıl bir kaç kez, karşılama ve uğurlama sevinci ve hüznünü yaşarız. Ablamız, abilerimiz uzaklarda olunca Onların gelişinden gidiş sürelerine kadar, bütün aile bir araya gelerek bir arada geçirmeye çalışırız. Onları gurbette bulamayacakları, çok sevdikleri lezzetleri yaparak bir nebzede olsa özlemlerini gidermek mutlu eder çünkü bizi. Genellikle kayınvalidemlerde oluruz hepimiz. Ailenin direğidir kayınpederim ve kayınvalidem. Bizde o direk etrafında toplanmayı tercih ediyoruz. Keyifli sohbetler, saf yapmacıksız paylaşımlar, kocaman bir ailenin bir arada olup omuz omuza olması ne büyük bir mutluluktur. Misafirlerimizin kalma sürelerine göre Susam Abla, Süheyla Abla ve ben evlerimizde ağırlamak için hazırlıklara başlarız. Minik tele konferanslarla kim ne yapacak, nasıl yapacak kararını veririz. Sonra sırayla herkes evine misafir eder. Kimin evinde toplanılıyorsa diğer iki kişi gider ve ona yardım eder. El birliğiyle ikramlar hazırlanır, masalar kurulur ve kaldığımız yerden devam edilir mutlu paylaşımlara.  Maksat birlikte olabilmek, nerede olduğunun bir önemi yok. 

23 Aralık 2013 Pazartesi

TAVUK ŞİŞ


ÇOK PRATİK, ÇOK LEZZETLİ ;)

TAVUK YEMEĞİ

Çalış GÜL, çalış, durma!!!  Bir kaç gün ara verince gördüm ki yayınlanmayı bekleyen dünya kadar tarif, dost sofraları, düzene girmeyi bekleyen sayısını bile bilmediğim fotoğraf ve cevap bekleyen beni her daim mutlu eden mailleriniz var.

Dil kursum başlayınca hiç vakit bulamayacağım, iyisi mi tempomu arttırarak kaldığım yerden devam edeyim.

Farketmişsinizdir herhalde, tavuklu yemekleri çok seviyorum ve çok sık tercih ediyorum. Yapımı çok kısa sürüyor, daha doğrusu çabuk pişiyor. Tabi koşuşturmacalı bir hayatınız varsa pratiklik ve lezzeti aynı anda  yakalamanız gerekiyor ;) tavuk şiş de işte böyle bir lezzet; hem pratik hem lezzetli ;)

Ben tavukları marine etme işini akşamdan yapıyorum. İşten gelince şişlere geçirip, fırına veriyorum. Yanına da bir pilav, bolca salata, kış ise çorba. E daha ne olsun değil mi. Yarım saate pişiyor. Sıcak sıcak,lezzetli şişlerimizi afiyetle yiyoruz.

Dilerseniz şişlere, tavukların arasına mantar, domates, biber, soğan gibi sebzeleri de geçirip pişirebilirsiniz. Ama ben bu kez sade pişirip yanına mantar sote yaptım. Daha çok hoşuma gitti. Tercih sizin.

22 Aralık 2013 Pazar

DÜĞÜM POĞAÇA


MAYALI POĞAÇA

Bir poğaça şekli var, yıllardır tutturamadım gitti. Hadi o zamanlar mayalı poğaçalarda çok tecrübeli değildim, şekli verememiştim. Şimdi kendime güvenim tam ya hani, kesin ben bu şekli bu sabah oluşturur bloga da koyarım dedim. Ahhh ahhh ... Hiç de düşündüğüm gibi gelişmedi işler :( Hamur tarifini azıcık değiştirdim, mayaladım... İstediğim bir şekil vardı, onu yakalamak için epeyce uğraştım, uğraştım, uğraştım,... derken vakit daralıyor, kahvaltı saati geliyor, bey kalkıyor, falan derken şekli istediğim gibi oluşturamadım. Eeee ne olacak şimdi, oturup ağlasam düzelir mi ki, hamur halime acır belki istediğim şekle girer derken, hadi şekil uydurayım dedim ve düğüm attım.
Doğru fırına...

Allahım fırından çıktı ki, o da ne yok böyle bir lezzet, yok böyle bir görüntü. Kaç tane yedim bilmiyorum. Eşim bile bir tane daha yesem deyip deyip epey bir yedi. İster peynir ile isterseniz bal, 
reçel hatta nutellayla her şekilde çok güzel gidiyor.

Bu tarifi pazar günü bloga koyuyorum ki, Pazartesi çocuklar için iyi bir beslenme saati seçeneği olsun. 

Uzun cümleler, paragraflar oluşturdum yine. Tamam GüL, artık konuya geçelim deyip, kendimi hizaya getiriyorum. Çok pratik bir tarif. Dilerseniz geceden hamuru yoğurup, sabah taze taze ikram edebilirsiniz. Bunun dışında sadece büyük bir tepsi çıkıyor. Kalabalık misafir gurupları için iki katı ölçü de yapmanız gerekecek. Ama en büyük avantajı şu, hamura şekil verip fırına sürmek benim10 dakikamı bile almadı. Yani mayalandıktan sonra çok çabuk şekil alıyor.

Bu tarifi bir iki üç derken kaç kez yaptım bilmiyorum. Yapımı çok kolay olduğu kadar bir o kadar da lezzetli. 
MAYALI POĞAÇA

MİLFÖY CİPSLERİ


KÜÇÜCÜK LEZZET ÇITIRCIKLARI :))


CİPS, MİLFÖY

Her zaman için buzluğumda iki üç paket milföy hamuru bulunur. Çıtır çıtır sesi, o kıyır kıyır hali  çok hoşuma gider. Üstelik çok çabuk hazırlanıp pişmesiyle benim vazgeçemedim bir lezzettir. Misafir gelince kişi sayısı kadar milföy yaprağını buzluğumdan çıkarıp, çözülmesini bekliyorum; içerisine ne varsa onu koyup üzerine yumurta sarısı sürüp pişiriyorum. Çayım demlenene kadar hazır oluyorlar.  

Milföyleri sadece börek olarak kullanmıyorum. Boş olarak pişirip, çeşitli dip soslara servis ediyorum. Eğer açık büfe çay saati yapıyorsanız ya da kahvaltı davetiniz varsa masalara çok yakışıyor. Hele ki misafirlerinizin çocukları da varsa cips deyip, masada yer alan boş minik milföyleri anında bitiriyorlar. 

Milföy cipslerini misafirim yokken yapmamaya çalışıyorum. Çünkü yaptığımda bu lezzetlerden kaç tane yediğimi bilmiyorum.  Yani biraz tehlikeli :(

Ayrıca minicik olmaları sebebiyle kırıntı olmuyor haberiniz ola ; 

21 Aralık 2013 Cumartesi

YUMURTA SALATASI

KAYINPEDERİMİN YÖNLENDİRMESİYLE, KAYINVALİDEMDEN ÖĞRENDİĞİM ŞAHANE SALATA


YUMURTA, KAHVALTILIK


YUMURTA, SALATA, KAHVALTILIKLAR

Yumurta yemeden doymayanlardan mısınız ???? Ben öyleyim. Yumurta yoksa masada ne yazık ki kahvaltıda doymuyorum. Yumurtanın her türlüsünü çok ama çok seviyorum. Yağda pişenini, rafadanını, salatasını, sucuklusunu, ... Sonu yok yani ;) yeter ki yumurta olsun, asla hayır demem ;)

Bu yumurta salatasını aslında kayınvalidem çok güzel yapar(dı). Kayınpederim mutfaktan tahmin edemeyeceğiniz kadar çok anlar, hamur mu oldu, yağlı mı, tuzlu mu, offff resmen gurmedir kendisi. Tabi durum böyle olunca bizim işler zorlaşıyor. Kayınpederim yumurta salatasının içine bir iki yaprak kıvırcık da doğratır, tabi ince olmak şartıyla. Fakat ben kendimize yaptığımda doğramıyorum, çünkü otomatik olarak yeşilliği çok, yumurtası az oluyor. Tercih sizin. Bir de biz hep kuru soğan  doğramayı tercih ediyoruz, dilerseniz kuru soğan yerine taze soğan da doğrayabilirsiniz. Aşağıda vermiş olduğum ölçüler tamamen benim damak tadımla alakalıdır. Siz yeşilliği daha çok koyabilirsiniz ya da daha da azaltabilirsiniz.

Bu satırları yazarken düşünüyorum da; farkında olmadan canım kayınvalidemden, ne çok şey öğrenmişim.  Her yaptığım şey de onun izleri var.

20 Aralık 2013 Cuma

KARNIBAHAR SALATASI

ARTANI DEĞERLENDİRME SALATASI :)

TAM DA MEVSİMİ :)

SALATA

Karnıbahar alırsınız, yemeğini yaparsınız, birazı artar,; kızartırsınız hepsi kızarsa çok olur, birazını ayırırsınız... falanlar filanlar... Benim öyle oluyor ne yazık ki :) Bütün karnıbahar çok gelince birazını arttırıyorum. Bir kaç gün sonra et, tavuk ya da balık yemeklerinin yanına yapıyorum, afiyetle yiyoruz. Fazladan bir çeşit daha oluyor.

Ben, sadece bu salata ile doyuyorum; bu akşam olduğu gibi ;) Renk uyumu da çok hoşuma gidiyor. Hafif olması sebebiyle diyet yapanlar için bir seçenek olarak düşünülebilir. Bana sorarsanız daha önce tarifini verdiğim brokolili karnıbaharlı salatanın yerini tutamaz lezzet olarak ama brokolinin olmadığı dönemlerde de alternatif olarak düşünülebilir.

 Balık, tavuk, et yanında kullanbilirsiniz rahatlıkla :)

 Bu salata için ne yazık ki ölçü veremiyorum. Çünkü yapmak istediğiniz karnıbahar miktarına göre içindeki tüm malzeme oranı değişiyor. Zaten malzeme miktarı da çok önemli değil. Damak tadınıza  göre, içindeki malzeme miktarını ayarlayabilirsiniz, hatta yeni şeyler ekleye de bilirsiniz.

RULO POĞAÇA


KIYIR POĞAÇA, KOLAY POĞAÇA, MARGARİNLİ POĞAÇA
Haftasonu için işte bir pratik lezzet daha ;)) kahvaltılarınıza, çay saatlerinize yakışacak farklı bir tarif arıyorsanız doğru yerdesiniz ;)

Eşime göre ''aman çok yavan'' dediği bir poğaça olsa da, benim favorimdir kendisi. Eşim mayalı poğaça dışındakilere poğaça demiyor da;) tabi bu durum da beni hep mayalı poğaça yapmaya itiyor. Ama ben pamuk pamuk, mayalı  poğaçadansa, margarinli kıyır kıyır poğaçayı tercih ediyorum ve çok seviyorum. Öncelik eşimin sevdikleri olunca ayda yılda bir kıyır poğaçalar yapabiliyorum ne yazık ki
 :(

Beklemenize gerek olmadığı için bu tür poğaçaların yapımı,mayalı tariflere göre daha kolay tabiki. Dahası tek tek elinizde şekil vermek için uğraşmıyorsunuz. Direk hamuru hafif açıp, iç harcı koyup rulo yapıp pişiriyoruz. İşte bu kadar :) Yoğur, yuvarla,pişir, dilimle, servis yap.. Özeti budur :)

KIYIR POĞAÇA, KOLAY POĞAÇA, MARGARİNLİ POĞAÇA

19 Aralık 2013 Perşembe

EZOGELİN ÇORBASI

PORSİYONLUK PİDE EŞLİĞİNDE EZOGELİN ÇORBASI :)

ÇORBA, MERCİMEK ÇORBASI

Ne çektin benden annneeee ;)
Yeni evliyim, balayından döndük, kayınvalidem abimizle birlikte Bodrum'da tatilde, kayınpederim Ankara'da ;) tazecik, çıtırcık gelin, yalnız kalan kayınpederi yemeğe davet ederse adlı çalışmalar başladı haliyle de bende ;) ama ne çalışmalar ;) her üç dakikada en fazla beş dakikada bir annemin iş yerini arayıp sürekli rahatsız ediyordum. Anne şunu nasıl yapayım, hangi tencereyi kullanayım, kaç kaşık salça koyacaktım, yağı kaç kaşık demiştin, yarısı öğrenmek içinse yarısı muhabbet etmek içindi açıkçası. Ben sıkıldıkça annemi arıyorum, annem yeni gelin gitmiş kızına kıyamıyor, arama beni diyemiyor, iş arkadaşlarının sabrını tüm gücümle zorluyordum. Az çekmediler benden. Hatta "Gül'ün acil işe girmesi lazım yoksa sana rahat yok" diye annemi de uyarmışlar ama işe girmesi öyle kolay mı? Neyse ki kursa yazıldım falan derken kısa bir süre sonra benden kurtuldu hepsi ;)

Dedim ya kayınpeder yalnız olunca yemeğe davet ettim. Ezogelin çorbası yapacağım, annemi aradım yine;) fakat iş pişirme konusuna gelince ikimizde donduk kaldık ;) düdüklü tencerelerimiz farklı, sulu mu pişirir, susuz mu, kaç dakika pişireyim, ne kadar su koyayım sorularıma cevap veremedi. Çalıştığı odadaki arkadaşlarının çoğunluğunun bayan olması sebebiyle onlara sordu, içlerinden bir tanesinin düdüklü tenceresi benim düdüklü tenceremle aynıymış ;) ohhh beeeee dedik valla ;)  1 e 7 oranını kullan dedi. Nasıl yani,  1 su bardağı kırmızı mercimek, 7 bardak su ;)) böyle ölçü veren insanlara hayranım ;)) akşama yaptım, amanıııııınnnn çorbam nasıl güzel, nasıl güzel, kayınpederimden tam puanı kaptım. Anladı oğullarına lezzetli yemekler yapacağımı ;))

Bu çorbaya kimi pirinç, kimi patates, kimi bulgur koyuyor. Ben uzunca bir süre patates ve pirinci birlikte kullandım ;) ama sonra vazgeçtim açıkçası. Çünkü hem pirinç hem patates girince çorba gereğinden fazla yoğun oluyor. Bu da çok hoşumuza gitmiyor. Pirinç yerine 1 küçük patatesle yapıyorum. Bu kıvamı daha çok seviyorum. Eğer patates yoksa 2 yemek kaşığı kadar pirinç koyabilirsiniz . Ben pirinç koyduğumda aynı oranda mercimeği azaltıyorum.

18 Aralık 2013 Çarşamba

ISLAK KEK




KEK, ÇİKOLATA SOSLU KEK


ÇOK PEK ÇOK ISLAK KEK ;)

Daha önce bahsetmiştim annemin ve kardeşimin de bulunduğu sülale gününü ;) günleri yaklaştıkça harıl harıl menü oluşturmaya giriştim. Tatlılar, Tuzlular falan derken kardeşimin gününe yapılacaklara karar verdim.  Özim ile telefonda konuşuyoruz, günden bahsettim,''aaaa bende çok güzel bir kek tarifi var yapsana '' dedi ve hemen mesajla tarifi gönderdi. Çok güzel oluyor, hatta ''Öykü'nün öğretmeni bile tarif istedi '' deyince hemen yapmalıyım dedim.

İlk yaptığımda istediğim gibi ıslak bir kek olmadı. Ben kekin yarısı ıslak yarısı kuru olanını sevmiyorum. Belki bu nedenle tarifi defterime bile geçirmedim. Öylece kaldı. Sonrasında yolumuz Özimin evine düşünce ''kek istediğim gibi olmadı '' dedim, Özim erinmedi, hemen bir koşu yaptı, ama Onunki de benim yaptıklarım gibi yarı ıslak yarı kuru oldu :( Orijinal hali bu şekilde oluyormuş meğerse :))

KEK, ÇİKOLATA SOSLU KEK
Bu fotoğraf Özimin evinde yaptığı ve süsleyip, püsleyip getirdiği kek :) Eşim iki lokmada yuttu bu iki dilim keki resmen :)


Biraz daha zaman geçtikten sonra tarifi tekrar gözden geçirip nerede ne hata yapmış olabilirim, kendi damak tadıma uygun nasıl düzenlerim diye düşündüm. Yeni düzenlemelerle yaptım, gene istediğim gibi olmadı ama istediğime yaklaştı. En sonunda deneye yanıla hedefe ulaştım, çok çok güzel oldu. Tam istediğim gibi ;) Biraz süt oranını arttır, biraz yağ oranını azalt, sıcak fırına ver derken ıpıslak, çikolata tadında mis gibi bir kek oldu.

Kardeşimin günü için yaptığımda halam, kuzenimin eşi,... falan derken tarif kağıtları havalarda uçuştu. Veeee bu da benim mutluluk sebebim oldu.

Şuan bir bardak sıcak çayım, iki dilim ıslak kekim, önümde bilgisayarım bu satırları kaleme alıyorum. Akşam saatinde yemek için pek uygun bir tarif olmasa da kendimi sizin için feda ettim ;) siz siz olun geç saatlerde yemeyin ;)
KEK, ÇİKOLATA SOSLU KEK

MALZEMELER :
- 4 yumurta
- 1 su bardağı toz şeker
- 3 yemek kaşığı kakao
- 1 su bardağı süt
- 3/4 su bardağı sıvıyağ
- 2 su bardağı un
- 1 paket kabartma tozu + 1 çay kaşığı kabartma tozu
- 1 paket vanilya

Sosu için;
- 2 su bardağı süt
- 1/4 su bardağı sıvıyağ
- 3/4 su bardağı şeker
- 2 yemek kaşığı kakao (tepeleme)

 YAPILIŞI:
1-  Tencereye; sos için gerekli malzemeleri ; sütü, sıvıyağı, şeker ve kakaoyu alın. Ocakta şeker eriyene kadar karıştırın. Şeker eriyince ocaktan alıp, kenarda bekletin. Kesinlikle kaynatmayın!!!!
2- Geniş bir kaba yumurtayı kırıp, şekeri ilave edin ve mikserle yumurta ve şeker iyice köpürene kadar, (koyu krema kıvamına gelene kadar)  çırpın.
3- Karışımın içine sütü, sıvıyağı ilave edin.
4- Un, kabartma tozu ve vanilyayı eleyerek karışıma ilave edin.
5- Kakao ve vanilyayı da ekleyip yavaş yavaş karıştırarak homojen bir karışım elde edin.
6- Orta boy dikdörtgen bir fırın kabını hafifçe yağlayın ve karışımı tepsiye dökün.
7- Fırında 180 derecede, 30 dakika kadar pişirin. Kürdan kontrolü yapın. Kürdan temiz çıkıyorsa fırından çıkartabilirsiniz.
8- Fırından çıkardığınız keki 5 dakika kadar bekletin, sonrasında dilimleyin ve soğuk çikolata sosunu döküp, fırına koyun. (Fırın çalışmayacak, kek pişerken ki ısı yeter) 4-5 dakika sonra çıkartın. Sosu tamamen çekince bol hindistan cevizi, antep fıstığı , dondurma... gibi dilediğiniz lezzetlerle kombinleyip servis edin.

 NOTLARIM :)

 * Sosu pişirmiyoruz. Sadece karıştırarak şekerin orta ısıda erimesini sağlayıp, ocaktan alıp, soğutuyoruz.
* Soğuk sosla, sıcak kekin buluşması gerekiyor.
* Soğuk sosla, sıcak keki buluşturduktan sonra söndürdüğünüz fırına yeniden keki koymamız gerekiyor. Amaç; fırının ılıklığıyla sosu daha rahat çekebilsin. Fırında kalma süresi 4-5 dakikayı geçirmemeye dikkat edin.




14 Aralık 2013 Cumartesi

TAVUK GÖĞSÜ

YALANCISINDAN AMA EN TATLI  OLANINDAN :)

BİR DE ÇİKOLATA SOSLU TABİ Kİ :)
TAVUK GÖĞSÜ, SÜTLÜ TATLILAR

 İstediğiniz her şeye dönüşebilen sihirli bir lezzet. Tavuk Göğsü ;) Daha doğrusu ''yalancı tavuk göğsü'' demek daha doğru olur. Gerçek Tavuk Göğsü tatlısını çok sevmeme karşın henüz evimde yapma cesareti gösteremedim. O içerisindeki tavuk etini tatlı olarak herkes sevmeye bilir. Hele ki benim eşim gibi, biraz seçici aile bireylerine sahipseniz siz de en güzeli Yalancı Tavuk Göğsü Tatlısını yapın derim.

ISPANAKLI KEK


SÜNGER KEK :)

ISPANAKLI PASTA


Vay vay vay ;) Amanda aman ;) severim seni, yerim seni, sünger kekim, fıstık görünümlü kekim, ıspanağın en lezzetli hali ;) pek lezzetlisin, pek...

13 Aralık 2013 Cuma

PİDE POĞAÇA


İÇİ BOŞ, TADI HOŞ, ŞAHANE, PİDECİK POĞAÇALAR ;)

                         KIYIR POĞAÇA
Dil kursum tatile girdi. Bu hafta evdeyim, dolayısıyla el oyalayıcı ne kadar tarifim varsa tek tek yapıp, yayınlıyorum. Bir gün önce pizza yaptım, Türk Usulü :) Nasıl oluyor bu Türk Usulü Pizza diyecek olursanız, pide görüntüsü verilmiş pizzalar. Hamuru pizza tadında, görüntüsü ve iç malzemesi pide ;) Dün akşam yemeğinde yedik afiyetle, pide görüntüsündeki pizzalarımızı; ama hamurum arttı. İki kişi olunca hepsini yapmadım. Artan hamuru, saklama kabına koyup, ağzını sıkıca kapatıp buzdolabına kaldırdım. Sabah kalktığımda da şekillendirip, fırına verdim. Sıcacık, tazecik, içi boş, tadı hoş, şahane, kahvaltılık pastane pidelerim oldu böylece :))

Poğaçanın üstü yumuşak altı kıtırımsı oldu. Sunumun şıklığından bahsetmeme gerek yok sanırım;) Bundan önce yayınladığım poğaçalar gibi puf puf değil, zaten öyle olmasını da istemedim. Sıcacık çayım, bir kaç adet zeytinim, krem peynirimle sabah eşlik etti bize masada :)
Akşam da çorbamızın yanında yerini aldı.

Acuka, meze ya da soslarla çay saatinde şık sunumlar oluşturmak adına ben defterime not ettim bile :) Söylemesi benden :)

12 Aralık 2013 Perşembe

SUSAMLI, PEKMEZLİ, BALLI BAR


TATLI


TATLININ EN ORGANİK HALİ ;)
Hiç Migros'un kıtır susamlı pekmezli kurabiyesini yediniz mi? En sevdiklerimdendir, şiddetle tavsiye ederim. Bir gün markete gittim bu bahsettiğim harika kurabiyeden almak için, ama görevli arkadaş sadece kışın ürettiklerini söyledi. O kadar üzüldüm ki anlatamam. Bir kaç yerde daha buldum ama tadı Migrostakilerden çok farklıydı. Söylene söylene eve geldim, ''yaparım ben bu kurabiyeyi, onlara ne gerek var, benim canım istediğinde bulamazsam ne anlamı var'' falanlar filanlar... Allahım bu durumuma hayırlısıyla bir çare :(

Neyse üzerinde yaptığım çalışmalar sonucunda hadi unsuz yapalım, hadi şöyle, hadi böyle derken işte bu tarif çıktı. Tamamen ben bulmadım, sadece var olanları değiştire değiştire, malzemelerle oynaya oynaya işte bu şahane tatlı çıktı ortaya.

Çok seviyoruz biz bu tatlıyı. Sevmenin ötesinde bir de içerisindeki şekerin tamamen doğal olması bir nebze de olsa içimizi rahatlatıyor. Bize sağlıklı da geliyor :)

Çayınızın yanında, ders çalışan çocuklarınızın masasında yer almalı bence. Ama siz siz olun çok tüketmeyin yine de. Malum kalori oranı çok yüksek. Bu arada ben bu satırları yazarken tatlının yarısı bitti bile :(( eyvah eyvah...

TATLI


11 Aralık 2013 Çarşamba

KAHVALTI MASAM



VOLKİ GELMİŞ, HOŞ GELMİŞ; ÖZİMİ DE GETİRSEYMİŞ İYİYMİŞ MASASI :(


Yayınlamakta çok geç kaldığım bir masa bu. 2013 yazında hazırlandı bu masa. Üzerinden bu kadar vakit geçmişken yayınlamaktan çekindim açıkçası. Hatta ne yalan söyleyeyim vazgeçmiştim.Ama bu aralar blogda neler tıklanıyormuş diye baktığımda, masaların epey ilgi gördüğünü farkettim. Belki fikir verir düşüncesiyle yayınlıyorum. 

Volkimizi ve Özimizi artık hepiniz tanıyorsunuz. Onlar bizim can dostlarımız. Son bir kaç yıldır Ankara dışında yaşıyorlar. Arada bir biz gidiyoruz yanlarına, arada bir onlar geliyor yanımıza. Çok özlüyoruz çoook. Birlikte gidilen sinemalar, tatiller, hafta sonu kaçamakları, evde dizi keyifleri, şen kahkahalar, kavgalar, ağlaşmalar,... Duygusala bağlamadan, konuya geçiyorum tamam ;)

Volkan bir iş için geldi Ankara'ya. Ama Özim olmadan. Çok üzüldüm itiraf ediyorum. Özim olmayınca kahkahalar eksik, anılar yarım kalıyor çünkü. Telafi eder benim arkadaşım en kısa sürede, biliyorum :)


Volkan, eşim ve benden oluşan üç kişilik bir masa hazırladım. Aslında niyetim börekler,çörekler açmak,tatlılar yapmaktı. Bizim Volki Bey'in formuna olan hassasiyeti ve girdiği diyet sebebiyle düşüncelerimi gerçekleştiremedim. Bilseniz nasıl üzüldüm. Malum yemeyi seven misafir olunca bol çeşit yapmak, bu çeşitleri blogumda yayınlamak istiyorum. Ama bu diyette olup, spor yapan ve çok zayıflayan arkadaşımızla ne mümkün??? Ben de abartmadan standart bir hafta sonu kahvaltısı hazırladım. Neler vardı menüde;



1-Yumurta salatası
2-Sucuk
3-Patates kızartması
4-Bazlama ve peynirli gözleme
5-Kahvaltılık malzemeler (peynir çeşitleri, zeytin çeşitleri, bal, reçel, çikolata, kuru meyveler..vs)
6-Krep




DOMATES SOSLU PATATES KIZARTMASI

KREP





İşte böyle :))





HUMUS :)

ULUSLAR ARASI MEZE ;) HUMUS!!!! 

                        MEZE

''Vay be!!! sen neymişsin humus'' diyesim var. O denli şaşkınlıklar içindeyim yani. Ünün buralara kadar gelmiş. Kim getirmiş, nasıl getirmiş bilmem ama marketlerde görünce çok mutlu oldum. İlk geldiğim günlerde ülkende gördüğün, bildiğin şeylere hasret dolanırken humusu görmek sevinç çığlıklarıma sebep oldu. Humus humus olalalı böyle sevinç çığlıkları duymamıştır herhalde. Tadı bizim yaptığımıza yakın sayılır, tek sıkıntı içerisindeki koku. Tütsülü gibi mi desem, yanık gibi mi desem bilemiyorum. Çok hoşlanmadım, daha doğrusu pek damak tadıma uymadı. Ama varsın olsun buralara kadar humus gelir de, ben şimdi bunun tarifini bloguma koymaz mıyım? Koyarım elbette. Ama tütsülü, kokulu olanından değil bu tarif. Zaten o kokuyu aromayı nasıl veriyorlar diye merak da etmedim. Açıkçası sevmediğim bir şeyi de araştırma çabasına girişmedim. Ben halis muhlis, anam babam usulü, klasik humus tarifi severgillerden olup, bu tarifi veriyorum. 

                                   MEZE


MALZEMELER:
- 1 su bardağı haşlanmış nohut
- 3-4 yemek kaşığı sıvıyağ
- 1/2 su bardağı tahin
- 1/2 limonun suyu
- 2 diş sarımsak
- 2 çay kaşığı kimyon
- 1-2 çay kaşığı kırmızı toz biber
- tuz
((- Nohutu haşladığınız sudan 1-2 kaşık ayırın.))

YAPILIŞI:
1- Nohutu yumuşayana kadar haşlayın ve tek tek kabuklarını soyun. 
2- Kabuklarını soyduğunuz nohutları mutfak robotuna alın. İçerisine sıvıyağı, tahini, limon suyunu, sarımsağı,kimyonu, kırmızı biberi ve tuzu ilave edipiyice ezilip püre kıvamına gelmesini sağlayın.
3- Tüm malzemeler birbiriyle karışınca pürenin tadına ve kıvamına bakın. Eğer koyu kıvamda ise ayırdığınız nohutun suyundan 1-2 yemek kaşığı su koyun. 
4- Dilediğiniz şekilde servis edin.(  servis tabağına aldıktan sonra 1 yemek kaşığı kadar sıvıyağ üzerine gezdirebilirsiniz ki ben gezdiriyorum.)
                            MEZE
NOTLARIM :)
* Humusun en önemli noktalarından birisi de nohutun her bir tanesinin kabuğunun soyulması. Kesinlikle kabuk kalmamalı, bu çok önemli. Evet çok el oyalayıcı ve çok sıkıcı bir iş kabul ediyorum. Ama bu lezzete değer.
* İkinci en önemli nokta nohut tanelerinin hepsinin ezilmiş olması. Dişe tane gelmemeli yani.
* Yağ sizin tercihinize kalmış ama ben 4 yemek kaşığı kadar koyuyorum.
* Ben servis edeceğim ana kadar ağzı kapaklı bir kaba alıyorum ve hava almayacak şekilde sımsıkı kapatıyorum. Kurumaması için bu önemli. İkram edeceğim anda kıvamını tekrar kontrol edip servis ediyorum.
* Sunum şekli sizin hayal gücünüze kalmış.