25 Ekim 2014 Cumartesi

SUSAMLI KURABİYE

KURABİYE, KITIR KURABİYE
Merhaba :))

Biliyorum biliyorum arayı çok açtım :(( İsteyerek değil bu kadar ara vermem. Oysaki bilseniz ne çok tarif yapıp arşive kaydediyorum. Gelin görün ki bunları yayınlamaya fırsat kalmıyor hayat telaşından. 

Evdeyim bu sabah.Erkenden uyandım. Çünkü kolum çok ağrıyor. Düştüm ben :(( Okul merdivenlerinden, yüz üstü en üst basamaktan en alt basamağa kadar tık tık aşağıya indim. Şükürler olsun çok ciddi bir sıkıntım yok. Sadece kolum yarım alçıya alındı. Sanırım çatlak var. Olsun, Allah beterinden saklasın. Ben de madem erkenden kalktım, eşim de uyuyorken fırsattan istifade çok sevdiğim Susamlı Kurabiyenin tarifini sizlerle paylaşayım istedim.

Bu tarif ben Amerika'da iken Süheyla Abla tarafından telofonda övüle övüle bitirilememişti. ''Allah Allah klasik susamlı kurabiye ne var bu kadar  övülecek?'' deyip erteleyip orada bu tarifi yapmamıştım. Geçenlerde Kayınvalidemde iken aklımıza geldi ''hadi yapalım'' dedik ve yaptık. O da ne ????? Süheyla Ablanın övgüleri az bile kalmış bu kurabiye için. Yapar yapmaz tarifi, instagramda paylaştım, yapan takipçilerimden de inanılmaz övgüler aldı. Şiddetle tavsiye ediyorum.

Bu kurabiyenin özelliği iki, üç gün hiç bir şey olmadan saklanabiliyor olması. Tabi kalırsa ;)
Kurabiye yapacak olanlara minik bir uyarıda bulunayım şekeri biz 4 kaşık yaptık, bana göre gayet iyi ama bizim aile üç kaşıkla daha da güzel olur dedi :) benden söylemesi :))

MALZEMELER:

  • 1 paket tereyağ (veya margarin)
  • 1 çay bardağı sıvıyağ 
  • 3-4 yemek kaşığı pudra şekeri (tepeleme)
  • 1 çay bardağı susam
  • Alabildiğince un (4 su bardağı+1 yemek kaşığı un)
YAPILIŞI:
  1. Susamı teflon tavada hafif kısık ateşte kavurun.
  2. Oda ısısındaki yağı, pudra şekerini, sıvıyağı ve susamı güzelce karıştırın. Karışımın tamamen homojen olmasını sağlayın.
  3. Kontrollü şekilde, azar azar un ilavesi yapıp, yoğurun ve homojen bir karışım elde edin.
  4. Yarım avuç büyüklüğünde bezeler alıp, tezgah üzerinde oklava gibi şeritler oluşturun. Bu şeritlerin kalınlığı iki parmak olsun.
  5. Şeritleri istediğiniz büyüklükte verev verev kesin.
  6. Yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizin.
  7. 180 derecede pişirin.
  8. Çukur bir tabağın içine bolca pudra şekeri koyun.
  9. Kurabiyeler fırından çıkar çıkmaz hiç vakit kaybetmeden kurabiyeleri tek tek pudra şekerine bulayın.
  10. Pudra şekerine buladığınız kurabiyeleri servis tabağına alın.


12 Ekim 2014 Pazar

ÖZİMİN KAHVALTI MASASI -2014

BÜYÜK BULUŞMA VE ÖZİMİN KAHVALTI MASASI
KAHVALTI MASASI, MASA DÜZENİ

Şükür kavuşturana. Şükür dostluklarını bize layık görene. Şükür kardeş,dost, arkadaş olarak bize armağan edene. Çok bir şey yazmaya gerek yok sanırım Özim ve eşi ile ilgili.

Büyük Buluşma gerçekleşti ve dört arkadaş sonunda bir araya geldi. Geldi ama ne geliş. Hiç susmayan ben ve eşim, hep dinleyen Özim ve eşi :)) Tüm sahne böyleydi desem abartmış olmam sanırım :))

Misler gibi kahvaltılar, akşam yemekleri hazırladı Özim bize. Sürpriz doğum günü pastam, Öykümün dünyaya değişmeyeceğim tertemiz sevgisi, Özimin ve Volkinin  misafirperverlikleri yazmakla bitmez.

Özimin masası ile ilgili çok bir şey anlatmaya gerek yok sanırım. Samimiyeti, o güzel yüreği masaya bile yansıdı.
KAHVALTI MASASI, MASA DÜZENİ
Masamızda neler vardı kısmına gelecek olursak; klasik kahvaltılıklar dışında sucuklu yumurta, patates ve biber kızartması ve eşimle benim bayıldığım ıspanaklı börek vardı. Sohbet, muhabbet, samimiyet, dostluk,gırgır, şamata da masamızın bonusuydu :)) Özlemişiz biz bu ikiliyi, Özlemişiz hem de çok...

KAHVALTI MASASI, MASA DÜZENİ

10 Ekim 2014 Cuma

PERİŞAN KURABİYE

PERİŞAN KURABİYE VE MERHABA :))
DAĞINIK KURABİYE, DAĞ KURABİYE, KURABİYE
Döndüm!!!!! Türkiye'deyim. Yorgunum, çok çok yorgunum... 

Bir ayı geçti biz Türkiye'ye döneli. Sosyal ortamdan takip eden dostlar biliyorlar çok sevdiğim babaannemi kaybettim. Cenazesine yetişemedim. Son kez evlatlık görevimi yapamadım. Acımı tek başıma gurbet elde yaşadım. Şoku hala atlatabilmiş değilim. Sanki evde, odasında beni bekliyor... odasının önünden geçerken içerideymiş gibi geliyor. Kafamı uzatıyorum ve o yok. Boğazım düğüm düğüm. Yüreğim paramparça. Zaman en iyi ilaç biliyorum. Zaman en iyi ilaç.

Türkiye'ye döndüğümüzde bizi bekleyen şey sadece babaannemin kaybı mıydı????? Hayır!!!!! Kayınpederim biz dönmeden bir hafta önce kalp krizi geçirdi. Ne yazık ki yaşı ileri olduğu için ameliyat edilme şansı da olmadı. Biz döndük. Hastaneden çıkarttık. Üç gün sonra ikinci kalp krizini de geçirdi. Şükür şimdi evde. Ama şikayetleri devam ediyor. Kayınvalidemin hastalığı çok hızlı ilerledi. Tüm bu kaosun içinde ben bir ayın sonunda evime hala tam olarak yerleşemedim. Allah sağlık versin. Yeni yeni mutfağımı aktif hale getiriyorum. Sadece kahvaltılık malzemelerim var dolapta, işe giderken onlarla kahvaltı ediyoruz. Sonrası kayınvalidemdeyiz. Hal böyle olunca ne yazık ki çok tarif de yapamıyorum, yapsam da GÜL KOKULU MUTFAKLAR'A yazacak vakit olmuyor. Çoğunlukla eve gece yarısı geliyoruz. O saatten sonra da kafamı yastığa koyar koymaz uykuya dalıyorum. Bloga tarif koyacak, fotoğraf ekleyecek takatim kalmıyor.

İnşallah Rabbim sağlık verirse yine fırsat buldukça tarifler ekleyeceğim. 

Açılışı ruh halime uyuyor diye PERİŞAN KURABİYE ile yapmayım dedim :)) Şaka bir yana eşim ve kayınpederimin en sevdiği kurabiyelerden biridir. Ben çok düşkün değilim bu kurabiyeye. Onlar kıtır kıtır lezzetleri çok seviyorlar, ben ise daha yumuşak, ağızda dağılan kurabiyeleri severim. Yıllar yıllar öncesinden çok modaydı bu kurabiye. Bayrama ne yapsam diye düşünürken defterimde gözüme ilişti ben de ''hadi yapayım'' dedim :)) Bayram için kurabiyeyi öğlen gibi yaptım, bir kaç saat içinde bitmişti. Mutlu olma sebebim işte bu. Yaptığım lezzetlerin anında bitiyor olması :))

Tarifi paylaşayım, belki siz de kuruyemişli kıtır, kıyır lezzetlerden hoşlanıyorsunuzdur. Ne olur ne olmaz arşivimizde yer alsın değil mi ama :))

Kocaman bir merhaba diyor ve inşallah sağlıklı günlerde yeni tariflerele buluşmayı ümit ediyorum :))
DAĞINIK KURABİYE, DAĞ KURABİYE
MALZEMELER:
  • 250 gram tereyağ (oda ısısında yumuşamış)
  • 1,5 su bardağı pudra şekeri
  • 2 adet yumurta
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • Aldığı kadar un
  • 1/2 su bardağı çekirdeksiz kuru üzüm
  • 1 su bardağı iri dövülmüş ceviz
  • 1 su bardağı iri dövülmüş fındık
  • 1 su bardağı iri dövülmüş yer fıstığı
YAPILIŞI:
  1. Geniş bir kabın içine margarini, pudra şekerini, yumurtayı, kabartma tozu ve vanilyayı ilave edip homojen bir karışım elde edinceye kadar yoğurun.
  2. İçine unu kontrollü şekilde ilave edin. Hamur toparlanır toparlanmaz un ilavesini kesin.
  3. İçine üzümü, irice dövülmüş ceviz, fındık ve yer fıstığını ilave edin. Yoğurun. Homojen bir karışım elde edin ve elinizle gelişi güzel hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alın ve hiç düzeltmeden yağlı kağıt serilmiş tepsiye kopardığınız parçaları aralıklı olarak dizin.
  4. 180 derecede kızarana kadar pişirin.
NOTLARIM :))
* Un miktarı olarak biliyorsunuz ki ''aldığı kadar un'' terimini kullanmayı sevmiyorum. Ama gelin görün ki un miktarını ölçmeyi unutunca mecburen bu terimi kullandım :(( En kısa zamanda tekrar yapıp ölçerek un miktarını vereceğim inşallah.
* Yukarıdaki kuruyemiş miktarına bağlı kalmak zorunda değilsiniz. Dilediğiniz kuruyemişi dilediğiniz miktarda koyabilirsiniz. Bizimkiler üzümü sevmedikleri için ben yarım su bardağı koydum ama siz seviyorsanız arttırabilir ya da sevmiyorsanız hiç koymaya da bilirsiniz.

8 Ekim 2014 Çarşamba

BABAANNEME...



SEVGİ NEYDİ????
SEVGİ EMEKTİ...

Çocukluğum geliyor aklıma. Tek bir sahne. Bir arkadaşının evine oturmaya gittiğimiz günler. Uzun yürüdüğümüz yol, kesinlikle yalnız geçmemin yasak olduğu bir cadde ve o caddeden geçerken babaannemin, senin elini sıkıca kavrayışım. Sımsıkı tutuşum geliyor aklıma o tombik ellerini . Bana bir şey olacak diye değil. Sana bir şey olmasından korktuğum için elini sımsıkı kavradığım günler...


Eşime anlatmıştım bu olayı aylar önce. Gülmüştü. ‘‘Ama babaannem tombalak değil ki, elleri nasıl tombalak olsun? Hep zayıftı o, hiç kilolu görmedim " demişti. Haklıydı belki evet sekiz yıldır onun da babaannesiydin ve hiç kilolu görmemişti seni. Peki ben neden hep senin o yıllarını, o yıllardaki halini hatırlıyorum ki?????... Bilmiyorum. Hiç bilmiyorum :(

Sürekli fotoğraflarına bakıyorum. Hiç ama hiç son hallerini hatırlamıyorum. Gözlerimi kapatınca sadece o tombalak, minik, üzerinde lastikli çiçekli eteği olan, kıpkırmızı yanaklı babaannem geliyor.  Bana sübhanekeyi, kulfüyü öğreten babaannem.  Beni çok seven bababaannem. Namaz kılarken sırtına çıktığımız, yatağında zıpladığımız, yanan sobanın uğultusunda elime küçük şişler veren, o şişlerle elbezi örmeyi öğreten bu esnada da ilahiler söyleyen babaannem, her yeni öğrendiği ilahiyi   büyükbabamın hacdan getirdiği deftere kardeşime ya da bana yazdıran babaannem, ışıkları bizi takip edercesine kapatan babaannem...

Hiç sevmezdin soğuğu. Sımsıkı sarardın yorganı kendine. Terin suyun içinde kalırdın. Kızardık sana babaannem. Bu kadar örtünme çok terliyorsun diye. Dinlemezdin bizi.  Geceleri kalkardın, bizim de üşüdüğümüzü düşünüp sımsıkı örterdin üstümüzü. Tüm çocuklar senin çocuğundu. Hz Aişe annemize komşu olasın babaannem. Sımsıkı sardın hepimizi. Dayımı, kardeşimi, beni... Ne çok emeğin var, ne çok...

Sen şimdi bir vardın bir yoktun mu oldun? Sen şimdi hatıralarda mı kaldın? Ben bilmezdim bu kadar yüreğimin yanacağını. Ben bilmezdim gözyaşlarıma bu kadar sessiz kalacağını.

Üzerimden tır geçmiş gibi. Acının en ağır yanı da tek başına göğüs germek. Gurbette acıyı tek başına yaşamak. Melek babaannem, nur yüzlüm, ağzından hayır dua düşürmeyenim, dualarımda yer alanım, dualarında yer verenim, ismimin sahibi, içime Allah sevgisini düşürenim, her gelenden helâllik isteyenim, Rabbim senden razı olsun.

Eski evimizde mutfak camına kuşlar pislemiş. Sen mutfak sandalyesine çıkıp temizlemeye çalışırken dengeni sağlayamamıştın ve aşağı düşerken ayaklarından yakalamıştım seni öyle çok korkmuş, öyle çok ağlamıştım ki. Sen de bir sevinç, bir gülümseme yüzünde. "Çok şükür Allahım ben ölünce arkamdan ağlayanım da olacakmış" deyişin, benim daha çok daha çok ağlayışım... Seni anlamayışım, hatta sana kızışım... Arkandan  ağlıyorum babaannem, ani gidişine, son kez evlatlık görevimi yapamayışıma ağlıyorum...

Dün konuştuk eşimle, her defasında hakkınızı helal edin deyişini. Eşim iğneni yapıyordu, hakkını helal et oğlum, Allah görecek ak günler versin; ben su veriyordum Allah razı olsun yavrııım, hakkını helal et, Allah görecek ak günler versin. Misafir gelirdi, her gelen kişiye ayrı ayrı hakkınızı helal edin derdin. Biz ettik de babaannem, sen ettin mi ki bize hakkını helal?????? Biz razıyız , merhamet sahibi Rabbim de razı olsun senden. Mekanın cennet olsun, nurlar içinde yat büyükbabamın emaneti... Seni çok seviyorum...


                                                                                                           TORUNUN...