8 Ekim 2014 Çarşamba

BABAANNEME...



SEVGİ NEYDİ????
SEVGİ EMEKTİ...

Çocukluğum geliyor aklıma. Tek bir sahne. Bir arkadaşının evine oturmaya gittiğimiz günler. Uzun yürüdüğümüz yol, kesinlikle yalnız geçmemin yasak olduğu bir cadde ve o caddeden geçerken babaannemin, senin elini sıkıca kavrayışım. Sımsıkı tutuşum geliyor aklıma o tombik ellerini . Bana bir şey olacak diye değil. Sana bir şey olmasından korktuğum için elini sımsıkı kavradığım günler...


Eşime anlatmıştım bu olayı aylar önce. Gülmüştü. ‘‘Ama babaannem tombalak değil ki, elleri nasıl tombalak olsun? Hep zayıftı o, hiç kilolu görmedim " demişti. Haklıydı belki evet sekiz yıldır onun da babaannesiydin ve hiç kilolu görmemişti seni. Peki ben neden hep senin o yıllarını, o yıllardaki halini hatırlıyorum ki?????... Bilmiyorum. Hiç bilmiyorum :(

Sürekli fotoğraflarına bakıyorum. Hiç ama hiç son hallerini hatırlamıyorum. Gözlerimi kapatınca sadece o tombalak, minik, üzerinde lastikli çiçekli eteği olan, kıpkırmızı yanaklı babaannem geliyor.  Bana sübhanekeyi, kulfüyü öğreten babaannem.  Beni çok seven bababaannem. Namaz kılarken sırtına çıktığımız, yatağında zıpladığımız, yanan sobanın uğultusunda elime küçük şişler veren, o şişlerle elbezi örmeyi öğreten bu esnada da ilahiler söyleyen babaannem, her yeni öğrendiği ilahiyi   büyükbabamın hacdan getirdiği deftere kardeşime ya da bana yazdıran babaannem, ışıkları bizi takip edercesine kapatan babaannem...

Hiç sevmezdin soğuğu. Sımsıkı sarardın yorganı kendine. Terin suyun içinde kalırdın. Kızardık sana babaannem. Bu kadar örtünme çok terliyorsun diye. Dinlemezdin bizi.  Geceleri kalkardın, bizim de üşüdüğümüzü düşünüp sımsıkı örterdin üstümüzü. Tüm çocuklar senin çocuğundu. Hz Aişe annemize komşu olasın babaannem. Sımsıkı sardın hepimizi. Dayımı, kardeşimi, beni... Ne çok emeğin var, ne çok...

Sen şimdi bir vardın bir yoktun mu oldun? Sen şimdi hatıralarda mı kaldın? Ben bilmezdim bu kadar yüreğimin yanacağını. Ben bilmezdim gözyaşlarıma bu kadar sessiz kalacağını.

Üzerimden tır geçmiş gibi. Acının en ağır yanı da tek başına göğüs germek. Gurbette acıyı tek başına yaşamak. Melek babaannem, nur yüzlüm, ağzından hayır dua düşürmeyenim, dualarımda yer alanım, dualarında yer verenim, ismimin sahibi, içime Allah sevgisini düşürenim, her gelenden helâllik isteyenim, Rabbim senden razı olsun.

Eski evimizde mutfak camına kuşlar pislemiş. Sen mutfak sandalyesine çıkıp temizlemeye çalışırken dengeni sağlayamamıştın ve aşağı düşerken ayaklarından yakalamıştım seni öyle çok korkmuş, öyle çok ağlamıştım ki. Sen de bir sevinç, bir gülümseme yüzünde. "Çok şükür Allahım ben ölünce arkamdan ağlayanım da olacakmış" deyişin, benim daha çok daha çok ağlayışım... Seni anlamayışım, hatta sana kızışım... Arkandan  ağlıyorum babaannem, ani gidişine, son kez evlatlık görevimi yapamayışıma ağlıyorum...

Dün konuştuk eşimle, her defasında hakkınızı helal edin deyişini. Eşim iğneni yapıyordu, hakkını helal et oğlum, Allah görecek ak günler versin; ben su veriyordum Allah razı olsun yavrııım, hakkını helal et, Allah görecek ak günler versin. Misafir gelirdi, her gelen kişiye ayrı ayrı hakkınızı helal edin derdin. Biz ettik de babaannem, sen ettin mi ki bize hakkını helal?????? Biz razıyız , merhamet sahibi Rabbim de razı olsun senden. Mekanın cennet olsun, nurlar içinde yat büyükbabamın emaneti... Seni çok seviyorum...


                                                                                                           TORUNUN...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder