19 Aralık 2014 Cuma

SUSAMLI MİSKET KURABİYE

HAYAT DEVAM EDİYOR...



Şoklardayım...
Geçip giden zamana hayretler içerisinde bakmaktayım.
Bugün yaşadığımı sandığım her şey dün de kalmış meğer...
Olaylar karmakarışık, ne zaman yaşandı tüm bunlar, ne zaman her şey birbirine girdi. Rüyada gibiyim... Uyanmak istediğim bir rüya.
Yorgunum, uykusuzum, bitkinim, halsizim, ...
Kafamda tek bir şey. Nasıl yaşandı bu kadar çok şey, bu kadar kısa zamanda.
Hayat devam ediyor her şeye rağmen. Yiyorsun, içiyorsun, gülüyorsun, konuşuyorsun... Tek değişen cümlelerin di'li geçmiş zamanla bitiriyor olmamız...


Yeni hayatımıza ayak uydurmaya çalışıyorum. Sadece çalışıyorum. Umarım her şey yoluna girer. Okul çıkışı kayınpederimin yanındayız, geceleri eve yatmaya gidiyoruz. Sonrasında değişiklik yapacağız yine. Sağolsun dostlar, acımızı paylaşıyorlar bizi hiç yalnız bırakmıyorlar. Dediğim gibi hayat devam ediyor hem de son sürat... Kayınvalidem yatıyor, hava soğuyor, gece oluyor, yağmur yağıyor... Annem gelmiyor. ''Baban kızar, geç kalmayayım'' diyen olmuyor. Babam bu kez kızmıyor, sadece ağlıyor.

İlk günler Allah razı olsun hepsinden  tüm eş, dost, akrabalar evimizde günlerce yemek pişirtmediler bize. Ne güzel adetlerimiz var. Ne güzel. Biz acılarla kıvranırken salatamıza varana kadar yapıp getirdi dostlar. Bizim elimiz kolumuz kalkmadı yemek yapmaya. Öyle kalabalık uğurlandı ki annem yolculuğuna. Günlerce ev boşalmadı. Bu yemekleri acımızı paylamaya gelen dostlara ikram ettik.

Ama dedim ya hayat devam ediyor ve bir şekilde yetişmeye çalışıyorsun hızına. Biz de yavaş yavaş mutfağa girmeye başladık. Yemek de yapıyoruz, çayın yanına ikramlıklar da hazırlıyoruz.

Biliyorsunuz ki blog benim sığınağım. Her şeyimi yazıp, rahatladığım, sizlerle karşılıklı  konuştuğum bir alan. İstedim ki acılarımı, yaşadıklarımı paylaşayım ve yaşadığım şoku daha çabuk atlatayım. Bu nedenle yeni bir tarifle merhaba diyorum size. 

Bu kurabiye bir kaç kez farklı yöntemler, farklı katkı maddeleri ile denendi ve en beğendiğimiz hali bu hali oldu. Ben şiddetle tavsiye ediyorum. Kurabiye seviyorsanız çayınızın yanında bayılarak yiyeceğinizi düşünüyorum.



Malzemeler:


•    3 adet yumurtanın sarısı (aklarını ayrı bir tabağa ayırın)
•    1 paket vanilya
•    1 paket tereyağ (oda sıcaklığında )
•    2,5 su bardağı un
•    1 su bardağı iri dövülmüş ceviz
•    2 adet portakal kabuğu portakal kabuğu rendesi
•    5 yemek kaşığı pudra şekeri
•    bulamak için bolca  susam

Yapılışı:

1.    Derin bir kabın içerisine yumurta sarıları, vanilya, pudra şekeri, ceviz, portakal kabuğu rendesini, tereyağı ve unu ilave edin yoğurun.
2.   Sonrasında misketten biraz  büyük, cevizden küçük parçalar koparıp, yuvarlayın. Önce yumurta akına sonra susama bulayın.  
3.    Bol susama buladığınız kurabiyeleri yağlanmış tepsiye dizin.
4.   Üzeri kızarana kadar pişirin. 200C ısınmış fırına koyup üzeri kızarana kadar pişirin, bir süre sonra içinin pişmesi için ısıyı 170C ye düşürüp 5-10 dakikada daha fırında tutun.
5.  Soğuyunca servis yapın.



7 Aralık 2014 Pazar

ARDINDAN...


ARDINDAN...
''Çatılarımız ayrı olabilir ama aynı eviz biz'' demişti.
Gözbebeğini, tekne kazıntısını, sırdaşını önce Allah'a sonra bana emanet etmişti.
Kayınvalidemdi, kocamın annesiydi, ''oğlum; karın sana Allah'ın emaneti, karını sakın incitme '' diyendi, son anına kadar ''seni ben doğurdum'' diyendi, ikinci annemdi.

8 yıl öncesi...
Evlendik, balayına gittik, balayından döndük, ertesi gün telefon etti, " gül, hemen gel kızım" , " noldu anne", " bişey diycem, hemen gel kızım" Koşarak gittim, hamur yoğurmuş, su böreği yapıyor, elime oklava verdi, " aç" dedi, kendisi de başka bir oklava alıp hamuru açmaya başlamıştı."ama anne, senin yanında yapamam" dedim, " yaparsın " dedi, ''sana her şeyi öğreteceğim, ben ölünce oğlum ve torunlarım hiç birine hasret kalmasın'' dedi. Öğretti, bildiği her şeyi. Öğrendim göz bebeği oğlu ve torunları mahrum kalmasın hiç bir şeyden diye.

Yaz  tatili gelsin ya da yarıyıl tatili gelsin diye dört gözle beklerdi. Her sabah 10'da  bize gelirdi, gelmeden markete girip çikolatalar alır, cebine koyar ''sana getirdim, hadi ye'' derdi. Bilirdi ki gelini çikolatasız duramaz. Her akşam yemek sonrası çaya giderdik annemlere, bizim ki gelin kaynananın oynadığı evcilik oyunuydu adeta :)) bizi görünce kapıda, gözlerinin içi parlardı, biz otururken bir bakardık meyve getirmiş, meyve bitmeden kuruyemiş,... ''Ye" ama anne karnımız tok, " ye Allah'ını seversen ye, bu meyve bir şey olmaz" derdi. Zorla yedirirdi. Biz orada beş dakika fazla duralım diye ikramlarının arkası kesilmezdi.  Bana kim çikolata getirecek şimdi, herkesten sakladığın bazlamaları kim ertesi gün biz yiyelim diye elime sarıp verecek, kim karşılıksız o Dünyalar dolusu sevgisini bize verecek...
Desteğimizdi. Arkamızda dimdik durandı.Hayır duasını üstümüzden eksik etmeyenimizdi. Bizi kapıdan ayetel kürsülerle uğurlayanımızdı. Gitti...Biz Onunla ileriye dönük planlar yaparken o bizi bırakıp gitti. Karanlığı, yalnızlığı hiç sevmezdi oysa.. İnşallah ahiretin aydınlık olsun, kaybettiğin evlatların yanında olsun, Fatıma Annemize komşu olasın canım annem...

Gencecik yaşta, 17 yaşındaki oğlunu toprağa gömen,  acısını hiç küllenmeden bugün gibi yaşayandı. Kendi küçücükken, bir haftalık küçücük  kızını  kefenleyecek bez bulamayan, çocuğunun kefeni karşılığı kilim dokuyandı o. Küçücük yaşta babasız kalan, yıllarca kocasının yolunu gözleyen, Allah'tan ve altı çocuğundan başka kimsesi olmayandı. Dik dururdu, dimdik. Güçlüydü. Ağlamazdı hiç. Bizimde ağlamamıza dayanamazdı. Elimi eline alır, "ağlama" derdi. Güçlüydü, her şeyini Allah'a havale edendi. şükür sebeplerimden biriydi.

Öyle güzel yemekler yapardı ki... Baklavaları, sarmaları, çorbaları, dillere destandı. Son zamanlar da unutmaya başlamıştı bazı şeyleri. O güzelim yemeklerine hasret kalmaya başladık önce, sonra bizimle uzun uzun sohbetler edişini özledik. Ama hiç elimizi bırakmadı. Hiç. Sımsıkı tutardı, öyle sıkı tutardı ki ellerimizi parmaklarımız uyuşurdu. Nereye gidersek gelmek isterdi. Susam'ı vardı. Kızıydı ama son zamanlar da annesi olmuştu. Konuşmazdı ama gözleri vardı, gölgesi vardı, yetiyordu hepimizi bir araya toplamaya... Evimizin direğiymiş... Babam ''artık öksüzüm, yetimim'' diyor. Kimse senin yerini dolduramıyor...

Herkes ''neden bu kadar üzüldüğümü soruyor?'' Sevgi ekti çünkü benim kalbime. sadece sevgi. Öğrenciydim evlendiğimde, kurstan geç gelince aç kalmayayım diye yaptığı yemekleri küçücük tencerelerle gönderirdi bana, çalışmıyorum, para kazanmıyorum diye gizli gizli çantama harçlıklar koyardı, doğum günlerimi unutmayan, dualar hediye edendi. Rabbim Razı olsun senden. Sen çok özel bir kayınvalideydin. Kayınvalide demeye utanıyorum. Annemdin...

Biliyor musun anne seni çok özlüyorum...
                                                                                             Gelinin...